Adil Fiyatlama ve Sürdürülebilir Moda

Moda sektörü, özellikle de hazır giyim endüstrisi, kâr odaklı bir bakış açısı ve rekabete dayalı iş modeliyle çalışıyor. Hazır giyim endüstrisinin bu bakış açısı, çevre ve çalışan hakları konularında yeterince hassas ve duyarlı olmayan iş yapış biçimlerini tetikliyor. Bu noktada tüketicilerin de her gün giydikleri kıyafetlerin doğaya ve insana verdiği zararın farkında olmaları gün geçtikçe daha önemli hale geliyor.

Adil Fiyatlama ve
Sürdürülebilir Moda

Moda sektörü, özellikle de hazır giyim endüstrisi, kâr odaklı bir bakış açısı ve rekabete dayalı iş modeliyle çalışıyor. Hazır giyim endüstrisinin bu bakış açısı, çevre ve çalışan hakları konularında yeterince hassas ve duyarlı olmayan iş yapış biçimlerini tetikliyor. Bu noktada tüketicilerin de her gün giydikleri kıyafetlerin doğaya ve insana verdiği zararın farkında olmaları gün geçtikçe daha önemli hale geliyor.

Sürdürülebilir modayı benimsemiş, adil ticaret ilkelerini kılavuz edinmiş, sınırlı üretim yapan markaların ise maliyetleri yükseliyor ve fiyatları büyük hazır giyim markalarının fiyatlarına oranla daha yüksek oluyor. Bunun sebebi büyük hazır giyim markalarının çeşitli yöntemlerle ürün maliyetlerini azaltabilmeleri. Bu yöntemlerin arasında işçi haklarının göz ardı edilmesi, çalışma koşullarının sağlıklı olmaması, düşük ücretle çalıştırma, hammaddelerinin doğa dostu şekilde üretilmemesi gibi yöntemleri sayabiliriz.

Sürdürülebilir yöntemlerle üretilmiş kıyafetlerde ise organik ya da geri dönüştürülmüş pamuk, bambu ve tencel gibi malzemeler kullanılıyor. Bu malzemeler, seri üretimde kullanılan kumaşların aksine talep oranında üretildiği için daha pahalı. Suni gübre gibi doğal olmayan yöntemlere ya da böcek tutmaması için genetiği değiştirilmiş pamuk gibi malzemelere izin vermeyen sürdürülebilir üretim, şimdilik, seri üretime kıyasla daha yüksek maliyetler gerektiriyor.

Daha fazla bilgi için, moda endüstrisinin arka planındaki gerçekleri anlatan, endüstrinin insanlara ve gezegene etkilerini gösteren The True Cost (Andrew Morgan, 2015) belgeselini izleyebilirsiniz.

WWF Market olarak temsil ettiğimiz değerler, üretim süreçlerimizle anlam kazanıyor. Satın aldığınız her üründe en kaliteli malzemeleri, çevreye ve insana duyarlı üretim süreçlerini tercih ediyoruz.

WWF Market’in sınırlı sayıda üretilen ürünlerinde tekstil firmalarını sıkı bir denetime tabi tutan GOTS (Global Organic Textile Standard – Küresel Organik Tekstil Standardı) sertifikalı %100 organik Ege pamuğu ya da GRS (Global Recycle Standard – Küresel Geri Dönüşüm Standardı) sertifikalı geri dönüştürülmüş polyester kullanılıyor.

Kıyafetler, daha uzun ömürlü olabilmeleri için ucuz işgücünü tercih etmeyen, BSCI (Business Social Compliance Initiative – Ticari Sosyal Uyumluluk Girişimi) sertifikalı veya ETI çalışma şartları ile uyumlu atölyelerde, sigortalı çalışan ve işinin ehli ustalar tarafından üretiliyor. Etiket ve ambalajlarda ise FSC (Forest Stewardship Council – Orman Yönetim Konseyi) sertifikalı ya da geri dönüştürülmüş kâğıtlar kullanılıyor. 

Sürdürülebilirlik alanına yatırım yapan markalar bu koşulları sağlayabilmek için yüksek bir standardı tutturmak zorunda. Bu da onların “pahalı” olarak nitelendirilmesiyle sonuçlanabiliyor. Ancak bu tür malzemeler ve yöntemler kullanıldığında maliyetle birlikte ürünlerin kalitesi de artıyor, kullanım süreleri kayda değer ölçüde uzuyor.

Ayrıca WWF Market ürünlerinden elde edilen kârın %40’ı WWF-Türkiye’ye iletiliyor. Yani bir tişört satın aldığınızda, hem daha kaliteli ve daha uzun süre kullanacağınız bir ürün ediniyorsunuz, hem de WWF-Türkiye’ye ve faaliyetlerine destek oluyorsunuz. Sürdürülebilir üretim süreçlerinin nasıl işlediğiyle ilgili ayrıntılı bilgiye buradan erişebilirsiniz.

Sonuç olarak moda dünyasının bir ucunda işi tamamen kâr odaklı gören aktörler, diğer ucunda sürdürülebilir yöntemlerle sorumlu üretim ve tüketimi yaygınlaştırmaya çalışan kurumlar var. Biz de WWF Market olarak işin üretim kısmında doğadan ve insandan taraf olmaktan yanayız. Bu noktada son karar tüketicilerde oluyor: gereksiz tüketimden kaçınmak, biraz daha pahalı olsa da daha uzun süre giyilebilecek, insan haklarına saygılı atölyelerde, çevre dostu hammaddeler ile üretilmiş ürünleri tercih etmek geleceğimiz için önemli.     

Sürdürülebilir modayı benimsemiş, adil ticaret ilkelerini kılavuz edinmiş, sınırlı üretim yapan markaların ise maliyetleri yükseliyor ve fiyatları büyük hazır giyim markalarının fiyatlarına oranla daha yüksek oluyor. Bunun sebebi büyük hazır giyim markalarının çeşitli yöntemlerle ürün maliyetlerini azaltabilmeleri. Bu yöntemlerin arasında işçi haklarının göz ardı edilmesi, çalışma koşullarının sağlıklı olmaması, düşük ücretle çalıştırma, hammaddelerinin doğa dostu şekilde üretilmemesi gibi yöntemleri sayabiliriz.

Sürdürülebilir yöntemlerle üretilmiş kıyafetlerde ise organik ya da geri dönüştürülmüş pamuk, bambu ve tencel gibi malzemeler kullanılıyor. Bu malzemeler, seri üretimde kullanılan kumaşların aksine talep oranında üretildiği için daha pahalı. Suni gübre gibi doğal olmayan yöntemlere ya da böcek tutmaması için genetiği değiştirilmiş pamuk gibi malzemelere izin vermeyen sürdürülebilir üretim, şimdilik, seri üretime kıyasla daha yüksek maliyetler gerektiriyor.

Daha fazla bilgi için, moda endüstrisinin arka planındaki gerçekleri anlatan, endüstrinin insanlara ve gezegene etkilerini gösteren The True Cost (Andrew Morgan, 2015) belgeselini izleyebilirsiniz.

WWF Market olarak temsil ettiğimiz değerler, üretim süreçlerimizle anlam kazanıyor. Satın aldığınız her üründe en kaliteli malzemeleri, çevreye ve insana duyarlı üretim süreçlerini tercih ediyoruz.

WWF Market’in sınırlı sayıda üretilen ürünlerinde tekstil firmalarını sıkı bir denetime tabi tutan GOTS (Global Organic Textile Standard – Küresel Organik Tekstil Standardı) sertifikalı %100 organik Ege pamuğu ya da GRS (Global Recycle Standard – Küresel Geri Dönüşüm Standardı) sertifikalı geri dönüştürülmüş polyester kullanılıyor.

Kıyafetler, daha uzun ömürlü olabilmeleri için ucuz işgücünü tercih etmeyen, BSCI (Business Social Compliance Initiative – Ticari Sosyal Uyumluluk Girişimi) sertifikalı veya ETI çalışma şartları ile uyumlu atölyelerde, sigortalı çalışan ve işinin ehli ustalar tarafından üretiliyor. Etiket ve ambalajlarda ise FSC (Forest Stewardship Council – Orman Yönetim Konseyi) sertifikalı ya da geri dönüştürülmüş kâğıtlar kullanılıyor.

Sürdürülebilirlik alanına yatırım yapan markalar bu koşulları sağlayabilmek için yüksek bir standardı tutturmak zorunda. Bu da onların “pahalı” olarak nitelendirilmesiyle sonuçlanabiliyor. Ancak bu tür malzemeler ve yöntemler kullanıldığında maliyetle birlikte ürünlerin kalitesi de artıyor, kullanım süreleri kayda değer ölçüde uzuyor.

Ayrıca WWF Market ürünlerinden elde edilen kârın %40’ı WWF-Türkiye’ye iletiliyor. Yani bir tişört satın aldığınızda, hem daha kaliteli ve daha uzun süre kullanacağınız bir ürün ediniyorsunuz, hem de WWF-Türkiye’ye ve faaliyetlerine destek oluyorsunuz. Sürdürülebilir üretim süreçlerinin nasıl işlediğiyle ilgili ayrıntılı bilgiye buradan erişebilirsiniz.

Sonuç olarak moda dünyasının bir ucunda işi tamamen kâr odaklı gören aktörler, diğer ucunda sürdürülebilir yöntemlerle sorumlu üretim ve tüketimi yaygınlaştırmaya çalışan kurumlar var. Biz de WWF Market olarak işin üretim kısmında doğadan ve insandan taraf olmaktan yanayız. Bu noktada son karar tüketicilerde oluyor: gereksiz tüketimden kaçınmak, biraz daha pahalı olsa da daha uzun süre giyilebilecek, insan haklarına saygılı atölyelerde, çevre dostu hammaddeler ile üretilmiş ürünleri tercih etmek geleceğimiz için önemli.